13.12.2018 - Sağlık Personelinin Haber Portalı

Şehir Hastaneleri Hakkında Soru Önergesi,

Şehir Hastaneleri Hakkında Soru Önergesi,

Şehir Hastaneleri Hakkında Soru Önergesi

TBMM’de sağlık alanında vermiş olduğu meclis araştırma önergeleri ve soru önergeleriyle tüm dikkatleri üzerine çeken İYİ Parti Milletvekili Tuba Vural Çokal “Kamu hastanelerine, şehir hastaneleri açılacak diye yatırım yapılmamaktadır. Bunun en büyük sebebi ise şehir hastanelerine verilen kotalardır. Kamu hastanelerinin, tıbbı cihazları daha az yapıldığından geride bırakılmaktadır. Kamu hastanelerinde çalışanlar gelecekte önlerini görememektedirler” dedi.
Dr.Çokal, Kamu hastanelerinin yaşadığı sorunlar ile ilgili şunları söyledi;
Kamu hastanelerinin en büyük sorunlarından bir tanesi verimliliğin yeterli olmamasıdır. Kurumlardaki cihazlar için onlarca farklı kurumla bakım-onarım-kalibrasyon anlaşmalarının imzalanması, kurumda Verimli Cihaz Yönetim Sisteminin olmaması, kuruma bağlı biyomedikal cihazlar hizmet servisi, Mekanik cihazlar servisi ve Mobilya dekorasyon atölyesinin olmamasıdır. Bu sorunu meydana getiren en büyük etken ise Akp iktidarının şehir hastaneleri projeleridir. Akp iktidarı şehir hastaneler projelerini hayata geçireceğim diye kapanan devlet hastanelerinin cihazlarını başta taşra hastaneleri olmakla birlikte kamu hastanelerine devredeceğini belirtmiştir. Bu zaman zarfında ise kamu hastanelerinin medikal cihazları eksik kalmıştır. En önemli sorun ise Akp iktidarı şehir hastanesi kurulan illerde kamu hastanelerine bu sebepten olayı ek bütçe vermemektedir.
Kamu hastanelerine, şehir hastaneleri açılacak diye yatırım yapılmamaktadır. Bunun en büyük sebebi ise şehir hastanelerine verilen kotalardır. Kamu hastanelerinin tıbbı cihazları daha az yapıldığından geride bırakılmaktadır. Kamu hastanelerinde çalışanlar gelecekte önlerini görememektedirler. Örneğin Röntgen cihazı istediklerinde, kapanacak hastanenin cihazı göndereceğiz diye cevap almaktadırlar. Sözleşmeye göre kapanan hastaneler şehir hastanelere gönderilmeyecek.
Bir örnek vermek istiyorum; öncesinde; mali olarak karlı olan hastanelerin SGK’dan alacağının bir bölümüne kesinti yapılarak bu tutar oluşturulan kaynak havuzuna atılıyordu. Sağlık Bakanlığı havuzdaki bu kaynakla zarar eden hastaneleri süspanse ediyor, yeni hastaneler yapıyor, mevcut hastanelerin tıbbi cihaz ve ekipmanlarını yeniliyordu. En önemlisi taşra hastanelerini ayakta tutuyordu.
Şimdi yapılan 21 Şehir hastanesi Devlet Hastanelerinin toplam iş hacminin %50 sini karşılamaktadır. Ayrıca Şehir Hastaneleri nüfusu yoğun olan şehirlere, iş hacmi ve karlılığı yüksek olan hastaneler kapatılarak yapılmaktadır. Bu durumda ileriki dönemlerde zarar eden özellikle taşra ilçelerdeki küçük hastaneler nasıl süspanse edilecek? Yeni yatırımlar nasıl yapılacak?
İlerleyen zamanlarda taşra hastaneleri devlete bir mali bir yük olarak gözükecek ve iktidar izlediği politikalar ile taşradaki hastaneleri de kapatmak zorunda kalacaktır.
Kamu hastanelerinde başka bir sorun ise insan kaynaklarıdır. Seksen beş tane Kamu Hastane Birliği Genel Sekreterliği kuruldu. 85 genel sekreter, 255 Başkan hastanede gece gündüz çalışan hekimlerden daha yüksek maaşla sözleşmeli olarak atandı. Her bir genel sekreterlikte uzman ve memurlardan oluşan kadrolar oluşturuldu ve bunlara yüksek aylıklar ödendi. Bu kadrolara bazen hekim olmayan, hatta Sağlık Personeli olmayan veya sağlık alanı ile ilgili deneyimi olmayan kişiler kolaylıkla atandı ve yüksek maaşlar aldı. Hastanelerde hekimler ve diğer sağlık personeli çalıştı. Döner sermayenin durumuna göre aldıkları ücretler her ay daha da düştü. Fakat bu kişiler hastanenin döner sermayesinin durumundan bağımsız olarak her ay sabit ve yüksek ücretler aldılar. Bu durum hastanelerde huzursuzluğa neden oldu.
O zaman bir kez daha sormak gerekir. İl Genel Sekreterlikleri ne üretti, ne fayda sağladı? Oldu ne oldu, olmasa ne olurdu? Gördüğümüz kadar olumlu bir etki, fayda oluşturmadı. Fakat olumsuzluklar ortadır. Yönetimde yeni bir basamak oluştu, bürokrasi arttı, illerde koordinasyon soruları yaşandı. Sağlıktan, tıp eğitiminden anlamayan kişiler yönetime yanlış müdahaleler yaptılar.
Hastanelerde insan kaynaklarından başka bir sorun ise hekimlerin istihdam sorunudur. Çünkü Akp iktidarı tam gün yasasıyla hekimlere muayenelerini kapattırarak şehir hastanelerine yönlendirmek zorunda bıraktılar. Birçok hekim arkadaşımız tam gün yasasına uydu. Ama burada bir sorun var, ayda 12.000 TL civarı para kazanan Prof.Dr. hekim şehir hastanelerinde ortalama 2200 TL kazanmaya başladı. Bunun nedeni ise kar edemeyen şehir hastanelerinin ekstra ücret maliyetlerini hesaplayarak çalıştırdığı hekim arkadaşlarımızın maaşlarına yansıtmıştır. Bu da başka bir sorun doğurmuştur. Eğer şehir hastanelerinin ekstra ücretlerini hekim olarak ben ödeyeceksem şehir hastanesine neden geldim diyerek özel hastaneye geçmelerine sebep olmuştur. Böylece Akp iktidarı sayesinde hem kamu hastanelerinde hem de şehir hastanelerinde yok denecek kadar kalifiyeli hekim arkadaşımız kalmıştır. Bir nevi kamu hastanelerinin ve şehir hastanelerinin içi boşalmıştır. Dileğim şudur ki; Akp iktidarı bu yanlıştan hemen dönsün.


Bir başka soruna değinmek gerekirse   “Sağlık Hizmetlerinin sunumunda yapılan hatalar” başlığında Satın alma süreçlerinde yaşanan yanlışlara bağlı kurum uğradığı ciddi zararlardan bahsetmek gerekmektedir. Burada 2686 sayılı kanunun yerine Akp iktidarının getirmiş olduğu 4734 sayılı kanundan bahsetmek istiyorum. 4734 sayılı kanunda kısaca şunu söylemektedir; “ihaleye gireceğin zaman borcun olmayacak, İhale gününün bir gün önce borcu kapanmış olması gerek. Aksi takdirde borcundan dolayı ihaleye giremezsin.” bu ibarenin yanlışlarını açıklamak gerekir. Örneğin medical sektöründe olan bir üreteci kamu hastanelerinde 1 milyon TL lik ihale aldı, üreterek veya yüklenici firma olarak 700 bin TL ye alıp 300 bin TL kar etti. Devlet üreticinin kar ettiği ücret üzerinden %22 gelir vergisi almakla beraber, %18 kdv almaktadır. Aynı zamanda tedarik sağladığı yüklenici firmaya hak ediş ücretini hemen ödeyemiyor. Fakat alacağı vergi için e-haciz koyuyor. Bu sefer de devlet, hak edişi olan ve Tıp sözleşmesinde yer alan 120 gün içerisinde yüklenici ve vekiline ödenir şeklinde yazmakta olan sözleşmeyi ihlal etmiş oluyor. Bunun sonucunda alacağı olan yüklenici firma vergi borcu olduğundan dolayı ihaleye giremiyor. Böylece ihale girecek firmalar arasında rekabeti ortadan kaldırmış oluyorsunuz. Yandaş olan firmaların hak ediş ücretleri hemen yattığından dolayı ihaleye yandaş firmalar girmiş olmaktadır. Bu da devletin kamu hizmeti satın alma noktasında gereğinden fazla maliyetlere hizmet alması demektir. Bu sorun yine başka bir sorun yaratmaktadır. Yandaş olmayan firmalar zamanında hak ediş ücretlerini alamadıklarından dolayı kur farkından etkilenerek daha fazla zarar ederek iflas etme eşiğine gelmektedirler.

Akp iktidarı şehir hastaneleri projesi dahilinde şehir hastanesi yapma ihalesini 6 tane firmaya verdi. Bu proje ile vaat ettikleri %70 hasta garantisiyle birlikte kamu hastanelerini kapattılar. Şimdi şehir hastanesi ihalesini alan 6 holdingden bir tanesi battığını düşündüğümüzde bu şehir hastanelerinin durumu ne olacaktır? Adeta Akp iktidarı sağlık alanında boynumuzu bir iple bağlayarak 6 kişinin eline vermiştir.
Akp iktidarı sağlıkta devrim yaptım derken bende hasta garantili zarar eden şehir hastaneleri proje dahilinde kar eden kamu hastanelerini kapattığınız aklıma gelmektedir. Açık olan kamu hastanelerinde sıra bekleyen vatandaşlarımız, tıbbi cihaz bekleyen sağlık çalışanlarımız, hijyenden uzak kamu hastanelerimiz gerekir.
Kamu hastanelerimizi özetlemek gerekirse “Asansörde hem tıbbi atık hem yemek taşınıyor”



BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
sgk hizmet sorgulama