DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Az Bulutlu

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ MESLEKSEL RİSKLERİ

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ MESLEKSEL RİSKLERİ
21.03.2019
1.228
A+
A-

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ MESLEKSEL RİSKLERİ

Sağlık hizmetleri değişik bölümleri olan ve çeşitli mesleklere mensup kişiler tarafından sağlanan hizmetlerdir. Bu alanda akla ilk gelen meslekler doktor, hemşire, sağlık memuru, ebe olarak düşünülebilir. Ancak sağlık hizmeti sunumuna dolaylı katkıda bulunan temizlik personeli, tıbbı sekreter, laboratuar çalışanları gibi pek çok meslek mensubu da bulunmaktadır.

Sağlık alanında çalışanların sayısı bütün dünyada hızla artış göstermektedir. Bu artış gelişmekte olan ülkelerde daha çok hekim sayısının artışı şeklinde olurken, gelişmiş ülkelerde hekim dışı sağlık personelinin sayısı artmaktadır. Türkiye’de şu an 1 milyonun üzerinde sağlık sektöründe çalışan bulunmaktadır.

Sağlık alanındaki çalışmalar iş sağlığı ve güvenliği açısından ele alındığında, çalışanın sağlığını belirleyen iki temel konu bireysel özellikler ve ortam özelliklerdir. Çalışanın bireysel özellikleri yaş, cinsiyet, eğitim düzeyidir. Sağlık sektöründe çalışmak için belirli eğitimleri alarak diploma sahibi olma nedeni ile çocuk çalışan bulunmamaktadır ancak sağlık alanında oldukça ileri yaşlarda çalışanlar bulunur.

Sağlık çalışanlarında en yaygın bilinen mesleki risk olarak mikroorganizmalar akla gelir ancak sağlık kuruluşlarında fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal ve ergonomik olmak üzere pek çok ortam faktörü söz konusu olmaktadır.

Fiziksel Faktörler:

Sağlık kuruluşlarında işyeri ortam faktörleri olarak fiziksel faktörler önemli yer tutar. Sağlık kuruluşlarının sessiz ortam olması arzu edilmektedir. Laboratuarda santifüj cihazı çalışırken 51-82 desibel, cerrahide aletlerin çalışması 78 desibel, diş hekimlerinin kullandıkları dakikada 300-400 bin devirde dönen elektrikli cihazlar 85-90 desibel düşeyinde ses oluşturabilmektedir.

Fiziksel faktörler arasında sıcaklığında önemli yeri vardır. Bir hastanede ameliyathanelerin sıcaklığının 20-24 °C, hasta odalarının 22-24 °C, yoğun bakımların 24-27 °C olması önerilmektedir. Buna karşılık hastanelerde çamaşırhane, ütü ve mutfak bölümlerinin sıcaklığı ve nem düzeyi çalışanları rahatsız edecek düzeye çıkabilmektedir.

Benzer Yazımız  Kamu Hastaneler Kurumunda Yine Başkan Değişti.

Sağlık Kuruluşlarında elektrik ve radyasyon konuları da fiziksel faktörler olarak çok önemlidir. Kullanılan çeşitli elektrikli cihazların doğru olarak topraklanması ve yalıtılması gereklidir. Radyasyon maruziyeti ise radyoloji, nükleer tıp, radyasyon onkoloji bölümlerinde çalışanlar için söz konusudur. Bu birimlerde çalışanların radyasyon düzeyleri sürekli olarak ölçümlerle izlenir ve izin verilen sınır değerleri aşan durumlarda koruyucu yöntemlerin dikkatle gözden geçirilmesi gerekir.

Kimyasal Faktörler:

Sağlık alanında çalışanlar çeşitli kimyasal etkenlerle de karşı karşıyadırlar. Bunlar anestezi gazları, ilaçlar, antiseptik ve dezenfektan maddeler, strerilizasyon malzemeleri ve laboratuarlarda bulunan çeşitli kimyasal maddeler sayılabilir.

Biyolojik Faktörler:

Sağlık personelinin günlük çalışmaları sırasında en çok karşılaştıkları ortam faktörleri mikro organizmalardır. Biyolojik faktörlerle karşılaşma laboratuar ortamında olabildiği gibi, daha çok hastalarla temas sırasında olur. Solunum sisteminde hastalığa yol açan her türlü mikro organizma ile temas mümkündür. Bunun dışında sık karşılaşılan mikro organizmalar hepatit B, tüberküloz, hepatit C ve hepatit A olarak bildirilmektedir. Türkiye’de yapılan çeşitli çalışmalarda sağlık çalışanlarında özellikle hemşirelerde tüberküloz sıklığı yüksek bulunmaktadır.

Ergonomik Faktörler:

Sağlık personeli arasında ergonomik sorunlar da oldukça önemlidir. Ameliyathane çalışanları ve hemşireler açısından uzun süre ayakta kalma, hizmetli, hasta bakıcı ve hemşireler için hastanın yatağını yaparken veya hastayı yatak sedye arasında taşıma sırasında, ağırlık kaldırma şeklinde ergonomik sorunlar olabilir. Değişik uzmanlık alanlarındaki doktorlarla, hemşire ve diğer personel açısından uzun süre çalışma, nöbet, vardiya çalışması, sürekli gece saatlerinde çalışma, ağır iş yükü, belirli süreler içinde çok sayıda hastayı muayene etme yükümlülüğü gibi değişik ergonomik sorunlar da söz konusudur.

Ergonomik sorunlar diş hekimi açısından da önem taşımaktadır. Ankara’da yapılan bir çalışma Ağız Diş Tedavi Merkezinde çalışan diş hekimlerinin üçte birinin sürekli eğilir pozisyonda çalıştığı, hemen hepsinin de (%94) son 12 ayda kas iskelet sistemi ile ilgili yakınmasının olduğu bulunmuştur. Çalışma katılan diş hekimleri bu yakınmaların en fazla omuz, boyun ve bel bölgesinde olduğunu ifade etmişlerdir.

Benzer Yazımız  Sağlık Personelinin Bölgelere Göre Maaş Farkları

Psikososyal Sorunlar

Sağlık çalışanları genellikle sosyal statüsü yüksek olan kişilerdir. Sağlık personelinin buna uygun davranması ve statüsüne uygun bir yaşam sürmesi gerekmektedir. Oysa sağlık personelinin büyük bölümü için maddi olanaklar bu şekilde bir yaşam biçimine olanak sağlamamaktadır.

Sağlık çalışanları topluma hizmet verirler. Bu hizmeti verirken kimi zaman kendilerinin ve ailelerinin sağlığı konusunda yeteri kadar zaman ayırmakta zorluk çekebilirler. Karşısına hasta olarak gelmiş olan bir kişiye istirahat veren bir doktor, kendisi aynı şekilde hasta olduğu zaman da çalışmasını sürdürebilir. Sağlık personelinin psikososyal sorunlarının ortaya çıkmasında başlıca etkenler uzun süre çalışma, gece çalışması ve sık tutulan nöbetlerden kaynaklanmaktadır.

Sonuç:

Türkiye’de 2012 yılında yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca işyeri ve işkolu farkı olmaksızın bütün çalışanların iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinden yararlandırılması gerekmektedir. Bu şekilde sağlık sektörü çalışanları içinde bu hizmetlerden yararlanma olanağı doğmuştur. Bu durumda sağlık çalışanlarının görev yaptığı ortamlarda risk değerlendirilmesi yapılması ve uygun önlemlerin alınması gerekmektedir.

Dr. Adem Koyuncu

kaynak: Habersaglikcilar.com

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
YORUMLAR
  1. Sağlıkçı dedi ki:

    Çok faydalı bir yazı olmuş habersağlıkçılar sitesine teşekkür ederim