DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Parçalı Bulutlu

Sağlık Bakanı Bugün Ne Dedi?

Sağlık Bakanı Bugün Ne Dedi?
07.03.2019
1.935
A+
A-

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, gündeme ilişkin Habertürk’e özel açıklamalarda bulundu. Sağlık çalışanlarının çözülmesini istediği şiddet sorununa ilişkin açıklama yapan Bakan Koca, şiddeti önlemeye dönük etkin bir eylem planı üzerinde çalıştıklarını ifade etti. 

Sigara paketlerinde uyarı alanlarının yüzde 85’e yükseltildiği standart sigara paketi uygulamasının temmuz ayında başlayacağı geçtiğimiz günlerde duyurulmuştu. Tütünle mücadele kapsamında başka çalımalar yapıldığına da dikkat çeken Bakan Koca, “Artık ‘açık alanda sigara izni’ kavramını değiştirmek istiyoruz. Sınırlanmış alanlarda, dışarıdan görülemeyecek şekilde kapatılmış, dışarı duman ve koku sızdırmayacak şekilde bir düzenleme olmalı” diye konuştu. 

Nargilenin, birtakım kültürel öğelerin kullanılarak, geleneksel kodlarımıza vurgu yapılarak pazarlandığına dikkat çeken Koca, “Mevzuat kapsamında bu ürünlerin kullanım alanlarını da sıkı denetimlere tabi tutuyoruz. Önümüzdeki dönemde bu konuda da farklı mücadele mekanizmalarını devreye alacağız” açıklamasında bulundu.

Obezite ameliyatı sonrası yaşamını yitiren kişilerin ardından, geçtiğimiz aylarda obezite ameliyatlarının onay süzgecinden geçeceği belirtilmişti ve obezite ameliyatının kim tarafından hangi merkezde yapılacağına obezite merkezlerinin karar vereceği açıklanmıştı. Bu konuyla ilgili Bakan Koca, “Obezite cerrahisi uygulanacak hastaların uygunluğunun dijital sistemlerle kontrolünü sağlayacak bir yazılım üzerinde çalışıyoruz. Bu sisteme verileri girilmeden veya uygun verilere sahip olmayan hastaların cerrahi girişime tabi tutulmaması için gerekli tedbirleri alacağız” diye konuştu. 

“HERKESİ İLGİLENDİREN, KAMU VİCDANINI RAHATLATICI GENEL BİR DÜZENLEMENİN YAPILMASI GEREKTİĞİ KANISINDAYIM”

Sağlık çalışanlarının çözülmesini istediği öncelikli konulardan birisi şiddet sorunu. Hastanelerde, üniversitelerde şiddete maruz kalan insanlar var. Şiddetin önlenmesi ile ilgili yeni çalışmalar var mı?

Sağlık maalesef toplumsal şiddetin yoğunlaştığı bir alan. Göreve geldiğim andan itibaren en hassasiyetle üzerinde durduğum konu bu oldu. Kutsal bildiğimiz bu görevi yaparken fedakârca çalışan, gece gündüz demeden üzerine düşeni fazlasıyla yapmaya çalışan sağlık çalışanlarına şiddeti asla kabul etmemiz mümkün değildir. Şiddet, sadece sağlıkçılara yönelik olarak değil, bütün insanlar için kabul edilemez bir durumdur.

Caydırıcılık kapsamında düzenlemeler yaptık. Sağlık personeline şiddet uygulayanların şikâyete gerek kalmaksızın doğrudan kolluk kuvvetlerince yakalanarak karakolda serbest bırakılmaksızın adli işlemler tekemmül etmek üzere Cumhuriyet savcılığına sevk edilmesi, Cumhuriyet Başsavcılığınca dosyanın tekemmül ettirilmesi, mağdur veya tanık olan sağlık personelinin ifadesinin yerinde alınması yasal zorunluluk haline geldi.

Benzer Yazımız  Sağlıkta Mülakat Neden Bu Kadar Tepki Çekti?

Ayrıca, belli durumlarda cezaların uygulanmadığını, ötelendiğini, paraya çevrildiğini görüyoruz. Ceza Kanunu’nda sadece sağlık çalışanlarına yönelik değil, bütün şiddet olaylarında, hırsızlık, gasp ve benzer olaylarda, herkesi ilgilendiren kamu vicdanını rahatlatıcı genel bir düzenlemenin yapılması gerektiği kanısındayım. Ancak, biliyoruz ki, konuya sadece bir asayiş sorunu olarak yaklaşmak ve çözümünü̈ sadece bir noktada aramak netice vermeyecek. Şiddeti önlemeye dönük etkin bir eylem planı üzerinde çalışıyoruz. Hasta ve sağlık personelinin buluştuğu fiziksel ortamların rehabilitasyonundan, çalışanların aşırı iş yükünün azaltılmasına, hasta hekim iletişiminin geliştirilmesinden, vatandaşların sağlık okuryazarlığını güçlendirilmesine bütün boyutlarıyla ele alarak şiddeti doğuran nedenleri ortadan kaldırmak istiyoruz. Bu çerçevede ilk adımlar olarak tüm hastanelerimizde Hasta Hakları Yerinde Değerlendirme Ekipleri oluşturduk. Ayrıca Sağlık Çalışanlarımız için Güvenlik Rehberi hazırlanarak tüm çalışanlarımıza ulaştırıldı. Önümüzdeki dönemde Şiddet Eylem Planımızı yayınlayarak bu konuda çok daha geniş tedbirleri uygulamaya başlayacağız.

“TELEVİZYONLARDA BUZLADIĞIMIZ GÖRÜNTÜLERİN TAMAMI GERÇEK HAYATTA ÇOCUKLARIMIZIN GÖZÜ ÖNÜNDE YAŞANIYOR”

Türkiye, toplum sağlığını tehdit eden tütün ile ciddi anlamda mücadele ediyor. Sigarayı bırakmak isteyenlere ücretsiz tedavi imkanı sağlandı. Pasif içiciliğin önlenmesi için ‘Yeşil Dedektör’ geliştirildi. Geçtiğimiz günlerde sigara paketlerinde uyarı alanlarının yüzde 85’e yükseltildiği standart sigara paketi uygulamasının temmuz ayında başlayacağı açıklandı. Tütünle mücadelede yapılması planlanan başka şeyler var mı?

Tütün ürünlerinin kullanımını azaltmaya yönelik tedbirleri almada kararlı bir irade sergiliyoruz. Gerek alınan yasal tedbirler, gerekse bütün kesimlerin desteğini almış toplumsal mücadele ile tütün kullanım oranlarında ciddi düşüş sağlanmıştı. Ancak son yıllarda yeniden artış yaşandığını biliyoruz. Yeniden kararlı bir mücadele dönemine giriyoruz. Halkımızın kapalı alanlarda sigara yasağı konusundaki duyarlılığını yeniden canlandıracağız.

AÇIK ALANDA SİGARA İZNİ KAVRAMI DEĞİŞİYOR!

Tütün ürünleri kullanımının yasak olduğu yerlerde ihlallerin denetimi yapılmaktadır. Hatta bu konuda iller arası çapraz denetimler ile denetimler sıklaştırılmıştır. Ancak tütün yasağının işlerliği ile ilgili bazı sıkıntıların zamanla ortaya çıktığını gördük. Öncelikle açık alan tarifinin istismar edildiğini ve aslında sigara kullanımına izin verilmeyen ortamların çeşitli yöntemlerle kanuna uydurulduğunu biliyoruz. Örneğin açılır kapanır tavanlarla açık alan tarifi istismar ediliyor ve kapandığında açık alan tarifine uymayan alanlarda işletmeler sigara içilmesine müsaade ediyor.

Benzer Yazımız  Sağlık Bakanlığı Personel Dağılım Cetveli Yayınlandı

Ayrıca açık alan diye tarif ettiğimiz yerler işletmelerin giriş alanları ve bahçeleri. Dumansız alanda oturmak isteyen ve nüfusumuzun yüzde 70’ini oluşturan kesim oturacakları yere geçerken bu yoğun duman alanından geçerek, genellikle kapalı alanda “kendilerine ayrılan” yere oturuyorlar. Kurala uyup sınırları içerisinde sigara içirmeyen işletmelerinin kapısının önünde sigara toplulukları oluşuyor. Kaldırımdan yürüyüp geçmek isteyenler dumana maruz kalıyor. Televizyonlarda buzladığımız, gösterilmesine yasak koyduğumuz görüntülerin tamamı bu sefer gerçek hayatta çocuklarımızın gözü önünde yaşanıyor.

Bu sebeple artık “açık alanda sigara izni” kavramını değiştirmek istiyoruz. Sınırlanmış alanlarda, dışarıdan görülemeyecek şekilde kapatılmış, dışarı duman ve koku sızdırmayacak şekilde bir düzenleme olmalı. İçmeyen insanlarımız o dumana herhangi bir şekilde ne nefesiyle ne de gözüyle maruz kalsın istiyoruz. Artık sigaranın, tütünün insanların nazarında çekici bir yanı kalsın istemiyoruz. Diliyoruz ki sigara cazip bir şey olmasın, gençlerimizin ve çocuklarımızın bilinçaltında itici ve tiksindirici bir algı oluşsun.

Tütünle mücadele edilirken bir başka taraftan elektronik sigaranın daha az zararlı olduğu öne sürülüyor. Nargile ve elektronik sigara daha masum gösterilmeye çalışılıyor. Bu noktada kapalı alanlarda dahi kullanılan nargile, elektronik sigara vb. alanlarla mücadele için yeni çalışmalarınız var mı? 

Tütün kullanımıyla mücadelede kararlı ve başarılı adımlar atıyoruz. Ancak tütün endüstrisinin yeni taktikleriyle de karşılaşıyoruz. Son yıllarda nargileyi birtakım kültürel öğeleri kullanarak, geleneksel kodlarımıza vurgu yaparak pazarlıyorlar. Bu kültürel propaganda ile sonuna kadar mücadele etmeye kararlıyız. Öte yandan bir takım meyve aromaları ve kokularla zararsız bir ürün algısı oluşturuyorlar. Oysa pek çok bilimsel araştırma nargilenin son derece zararlı bir tütün ürünü olduğunu ortaya koyuyor.

Geçtiğimiz yıllarda yaptığımız mevzuat düzenlemesi ile tütün içersin veya içermesin nargileyi ve elektronik sigarayı tütün ürünü olarak kabul ediyoruz. Bu ürünlerin, diğer tütün ürünlerinde olduğu gibi kanunla yasaklanmış alanlarda kullanımını, her türlü reklamını, sponsorluğunu ve 18 yaşından küçüklere satışını da yasakladık. Mevzuat kapsamında bu ürünlerin kullanım alanlarını da sıkı denetimlere tabi tutuyoruz. Önümüzdeki dönemde bu konuda da farklı mücadele mekanizmalarını devreye alacağız.

“OBEZİTE CERRAHİSİ UYGULANACAK HASTALARIN UYGUNLUĞU DİJİTAL SİSTEMLERLE KONTROL EDİLECEK”

Benzer Yazımız  Doktor Yanlış Ameliyat Yaptı Savunması İlginçti

Obezite cerrahisi operasyonlarının onay süzgecinden geçeceği belirtilmişti. Bu konuda bilgi verir misiniz? Kriterler neler olacak? 

Obezite cerrahisi uygulamalarının çerçevesini belirleyen ve 2017 yılında yürürlüğe giren bir genelge mevcut. Ayrıca 2018 yılında ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarında açılacak obezite merkezlerinin çalışma usul ve esaslarını belirleyen bir genelgemiz daha yürürlüğe girdi. Bu genelge esaslarına göre, obezite merkezlerinde takip edilen veya tedavi gören hastalar ilgili branşların gerekli görmesi durumunda obezite cerrahisine yönlendiriliyor. Cerrahi uygulamaya farklı branşlardan oluşan heyet karar veriyor.

Mevcut genelgeyi, Kanıta dayalı tıp uygulamaları çerçevesinde geliştirme amaçlı çalışmalarımız sürüyor. Obezite cerrahisi uygulanacak hastaların uygunluğunun dijital sistemlerle kontrolünü sağlayacak bir yazılım üzerinde çalışıyoruz. Bu sisteme verileri girilmeden veya uygun verilere sahip olmayan hastaların cerrahi girişime tabi tutulmaması için gerekli tedbirleri alacağız.

“GEREKSİZ MALİYETİN ÖNÜNÜ ALACAĞIZ”

Sağlıkta dijitalleşme konusunda neler söylemek istersiniz? Sağlıkta dijitalleşmeyi sağlığın her alanında mutlaka uygulamak istediğinizi açıklamıştınız. Neler bu kategoriye girecek?

Sağlık Bakanlığı olarak sağlığın bütün alanlarında hızla dijitalleşiyoruz. Sağlık kayıtçılığında en güçlü aracımız dijitalizasyondur. Hastanelerimizin dijitalleşme seviyesini en küçük sağlık verisinin bile kayıt altına alındığı noktaya taşımayı amaçlıyoruz.

E-nabız projemiz, tele-tıp uygulamalarımız, elektronik rapor, elektronik doğum raporu sistemlerimizle önemli bir mesafe kaydettik. e-Nabız Projesi yüzde 100 milli sermaye ve milli teknoloji kullanılarak dünyada sağlık alanında hizmete sunulan en kapsamlı bilişim altyapısına sahip. 9 milyona yakın vatandaşımız kullanıyor. Sağlık bilgilerinin istedikleri kadarlık kısmını, istedikleri kişi ve hekimle, istedikleri süre ile sınırlı olarak paylaşabiliyor. Vatandaşlarımız, zaman ve mekândan bağımsız olarak internet erişiminin olduğu her yerden 7/24 kayıtlarına erişebiliyor. Tetkiklerin tekrarına gerek kalmıyor. Randevu alabiliyor. Aile hekimini değiştirebiliyor. En yakın hastane, eczane bilgileri mevcut.

Ambulanslarımızdan tıbbi görüntülemeye, hastane sistemlerinden hekimlerimizin özlük işlemlerine kadar her alanda hızla dijitalleşiyoruz. Var olan teknolojiyi değil; geleceğin teknolojisini öngörerek yatırımlarımızı yapıyoruz. Sistemlerimizi tamamen dijitalize ederek, hem vatandaşa hizmeti kolaylaştıracak, hem de gereksiz maliyetin önünü alacağız.

YARIN: OECD ülkeleri ve Türkiye’nin sağlık harcamaları, ilaçta yerlileşme, küresel sağlık hizmet ağının cazibe merkezleri olması hedeflenen şehir hastaneleri

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
YORUMLAR
  1. hemşire dedi ki:

    bakanlık bu durumu bir el atmalı laboratuar

    teknisyeniyle hemşire bir olmamalı döner sermayesi maaşı farklı olmalı

    avrupada sağlık çalışanları arasında en çok maaşı hemşire ve sağlık

    memuru alıyor çünkü iş yükü çok fazla ve temel esas hastayla birebir

    ilgilenmedir.

    Ayrıca her türlü doğal afetlerde kazalarda hep hemşire sağlık memuru

    vardır ben hiç görmedim hemşire ve sağlık memurundan başka bulaşıcı

    hastalıklardan ölen ömrü boyunca hepatit,hıv kırım kongo vb hastalıklara

    maruz kalan.biriz bir bütünüz lafları boştur ayrıyız ayrı olmak

    zorundayız adalet için budur doğrusu.hiç görmedim rasyosyondan

    rahıtsızlanan istatistiklerde binde bir bile değildir

    artık sağlık çalışanları arasında da bir

    fark olmalı hasta ile hasta yakını ile birebir ilgilenen tedavilerini

    yapan hasta odaklı çalışan doktorların hemşirelerin, sağlık memurlarının

    özlük hakları, maaşları döner sermayeleri diğer sağlık çalışanlarından

    fazla olmalıdır

    bir sağlık tesisi doktorsuz hemşiresiz sağlık memursuz olamaz sağlık

    demek doktor hemşire saglık memuru demektir. bir laborant sadece

    materyal üzerinde tahlil üzerinde makine ile çalışır sadece numuneyi

    makineye verir o kadar ne hasta ile ne hasta yakını ile ilgilenir ne de

    görür bir röntgen teknisyeni sadece 2 saniye bir tuşa basarak görevini

    ifa eder.materyallerle çalışanlarla hasta ile ilgilenen bir olamaz.

    kısaca hasta doktorsuz hemşiresiz sağlık memursuz yapamaz bir sağlık

    kurumu da öyle.diğer sağlık çalışanları ne enjeksiyon yapmaya yetkilidir

    ne tansiyon ne serum ne tedavi ne cerrahi müdahale ne hasta bakımı

    kısaca hiç bir sey yapamaz yetkisi yoktur suçtur kısacası. kimse

    hastasına bir röntgenci bir laborant yok mu diye bağırmaz ya doktor yok

    mu hemşire yok mu sağlıkçı yok mu diye feryat eder yardım ister.

  2. hemşire dedi ki:

    ben

    saglik memuruyum ben hemşireyim .saglik doktorsuz ,saglik memursuz

    ,hemşiresiz olamaz bizler tedavi edenleriz şifa veren elleriz.

    Ben hayat kurtardım be! Hayat!

    Sırtımda hasta taşıdım

    Elimde aşı çantası kapı kapı gezdim

    Ailesinin bakmayıp kapının önüne attığı ana Babaları yeri geldi evimde misafir ettim!

    Hastane çıkışında yakınlarını almaya gelmediler, arabamla 40 km uzaktaki evine götürdüm bir Başıma!

    ilacı içen Hasta yüzüme kustu diye 3 kez göz ameliyatı oldum!

    Ameliyatlı gözümle gidip su deposu denetledim dağ Bayır demeden

    112 de çalıştım! Hekimsiz! Bir Başıma kaldığım günler oldu!

    Bir ayda 20 tane 24 lük nöbet tutulur mu? Ben tuttum! Fazla mesai ücreti almadan!

    Kaç Kişiyi döndürdüm hayata

    Gece Yarısı kapıma dayanıp aman diyene koştum!

    Yeri geldi kalacak yeri- parası olmayan hasta Yakınlarıyla maaşımı

    paylaştım! Bir madde bağımlısı adam pompalı tüfeğiyle kapıma dayandı!

    Yinede genelleme yapmadım herkes böyle diye….

    Fakat

    reçetesiz bir enjeksiyon yapmadım diye karalandım! Şikayet

    edildim!

    SİZLER GİBİ SICAK ODALARDA HEP HASTANELERDE GÖREV YAPMADIM HEP

    SAHADAYDIM TERÖR SALDIRILARINDA,,DEPREMDE,SELDE,AFET OLAYLARINDA BİREBİR

    HASTAYLA HASTA YAKINLARIYLA İLGİLENDİM .CANI SIKILAN AMİRLER CE

    MOBİNGE MARUZ KALDIM O SERVİSTEN BU SERVİSE SÜRGÜN EDİLDİM SİZLER GİBİ

    BEN LAB TEK BEN RÖNT TEK BEN ŞU TEK BENİM GÖREVİM DEĞİL BEN BİLMEM

    DİYEMEDİM HEMŞİRESİSN YA SAGLIK MEMURUSUN YA HER İŞİ HER ŞEYİ BİLECEN

    YANİ SİZ LERLE ELBET FARKIMIZ OLACAK BİZLER SAĞLIĞIN HERŞEYİYİZ SİZLER

    GİBİ SADECE BİR İŞ YAPMAYIZ.

    BAKANLIK,SAHİP ÇIKMAYAN SENDİKA.yaklaşık 40 yıldır özlük haklarında

    hiçbir iyileştirme yapılmayan tek kurum çalışanları

    Can güvenliğimiz yok,

    Erken emekliliğimiz yok,

    Şiddete maruz kalıyoruz,

    Bayramlarda ailelerimizle olamıyoruz,

    Nöbet tutuyoruz geceleri çocuklarımızla uyku uyuyamıyoruz,

    Askerlikten muafiyetimiz yok,

    Asker evimiz, polis evimiz, öğretmenevimiz yok,

    Hiçbir yerde hiçbir mekânda sağlıkçıya indirim, kampanya yok,

    Dolmuşlara ne polis gibi bedava ne öğretmen gibi indirimli binemiyoruz

    En çok iş yükü olan hemşirelerin saglık memurlarının döner sermaye çarpanı

    0,40 iken diyetisyen,eczacı aynıyat saymanı 0,70 ile çarpılıyor bu

    adaletsizliğin giderilmesi lazımdır.Siz serviste yatarken yeri

    geldiğinde altınızı alan,

    Sürgüyü tutan,

    Akmayan o ?mübarek serumu? akıtan,

    Biz doktorların türlü tafralarına maruz kalan,

    ?Hayırsız çocuklarınız? hastaneye gelmediğinde sizi avutan,

    Gün aşırı nöbetlerle,

    Gün ışığını unutan,

    O cefakâr ve vefakâr insanlardan bahsediyorum.

    Bilmeyenler için söyleyim:

    Onların,

    Erkeğine de,

    Kadınına da ?Hemşire? denir?

    Aldıkları ücretler yaptıkları işin yanında hiçbir şeydir!

    Tüm dünyanın el üstünde tuttuğu bu meslek sahipleri,

    Nedense bizde hep ötelenir?

    Sayıları çok az,

    İş yükleri çok fazla olan,

    Her boşlukta ne yazık ki ?tıkaç? olarak kullanılan;

    Bu gerçek sağlık neferlerine biraz olsun nefes aldırmak gerekir?

    Hemşirelikte reform şart,

    Hemşirelikte iş tanımı şart,

    Evdeki hasta çocuğu yerine,

    Servisteki onlarca hasta çocukla ilgilenen,

    Bu beyaz meleklere,

    Hak ettikleri gelirin verilmesi ise,

    Gerçekten şart!

    sağlığın

    temel taşı olan ,hastanelerin amelesi, en çok çalışanı, en çok

    yıprananı olan saglık memurları toplum saglığı tek, hemşierlerin ve ebelerin diğer sağlık

    çalışanlarından.( lab tek,röntgen tek,odyemetri tek,aneztezi

    tek,patoloji tek,diyetisyen ,sosyal çalışmacı,psikolog,kısacası tüm

    sağlık teknisyenleri ve çalışanları) ayrı tutulup ona göre maaşlarında

    ve özlük haklarında iyileştirmeler yapılmalıdır

    .hastalarla

    ,doktorlarla,hasta yakınlarıyla,idareyle ,hastanenin sorunlarıyla

    uğraşan hemşireler ve sağlık memurlarıdır

    .bir laboratuarda en az 30,40

    kişi olur makine başında 3 er kişi çalışır herseyi makıne yapar tek

    işleri tüpü makıneye koymaktır ve bilgisayara girmektir. hiçbir

    hastayla hiçbir doktorla hiçbir hasta yakınlarıyla muhatap olmadan

    kapalı kapılar ardında çalışırlar idare kontrol etmese işe gelip

    gittikleri bile belli olmaz, yıpranmazlar keyif içinde böyle rahat

    çalışnla bir hemşire bir tutulmamalı sadece kayıt giren bir işi teşorana

    vermeli, özelleştirilmedir çoğu hastane özele vermiştir.

    bir röntgen

    bölümünde en az 20,30 kişi çalışır mesai saatinde kişi başı sadece ya 5

    flim çekimi düşer yada 10 bununla bereber başka birseyler yapmazlar özel

    olan tomografi olsun, mr ünitesi olsun gece gündüz çalışır hemde bu işi

    3,4 kişi yürütür.bu kişilere başka bir iş yaptırmaya çalışsan başka

    bir görevde görevlendirsen bu benim işim değil bu işi ben bilmem bu iş

    benim görev ve çalışma sorumluluğumda değil değil çalışmazlar başka

    rahat bir yer olursada idarede olsun geri hizmet olnca ben bilmem benim

    görevim değil demezler.

    ancak sağlık memuru olsun hemşire olsun her

    türlü işi verir yapmayınca savunma isterler her türlü işe

    görevlendirirler kapıcı ,düz memur,hizmetli sekreter ne görevi olursa

    verirler ve çalışırlar.diğer teknisyenleri hiç konuşmıyorum bile

    yorulmadan mesailerini yaparlar

    .hemşireye saglık memuruna doktoru ayrı

    kızar, hastası ayrı kızar, hasta yakanı ayrı döver insanlarla yüzgöz

    olan hem bunlardır ençok yıpranan yorulandır ..ancak herkes aynı maaşı

    alır bence özelleleştirilmelidir tüm birimler ,artık bir fark olmalı

    yada çok çalışanla yıprananla bir tutulmamalıdır işyoğunluğuna göre

    döner ve maaş verilmelidir.şimdi arkadaşlar kızacaklar ancak gerçek olan

    budur artık bir fark olmalı çalışnla çalışmayanın bir farkı olmalıdır.

    zaten iş yerindede ayrıdır kimse laboratuarda ne oluyor bilmez kapıları

    kapalıdır ,bu tür örnekleri sizlerde çoğalta bilirsiniz.avrupada sağlık

    çalışanları arasında en çok maaşı hemşire ve sağlık memuru alıyor

    çünkü iş yükü çok fazla ve temel esas hastayla birebir

    ilgilenmedir

    .Ayrıca

    her türlü doğal afetlerde, kazalarda,törer saldırılarında,aşılamalarda,

    kısaca sahada bu personel görev yapar hep saglık memuru ve hemşireler

    vardır.