DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Gök Gürültülü
Ameliyatsız Hemoroid Tedavisi
Ameliyatsız Hemoroid Tedavisi

Nur Serter’in gözlerindeki kini unutamadı

28 Şubat postmodern darbesinin antidemokratik uygulamalarıyla pek çok hayat altüst oldu. En büyük darbeyi alanlar da hiç kuşkusuz eğitim hakları …

Nur Serter’in gözlerindeki kini unutamadı
02.03.2021
75
A+
A-

28 Şubat postmodern darbesinin antidemokratik uygulamalarıyla pek çok hayat altüst oldu. En büyük darbeyi alanlar da hiç kuşkusuz eğitim hakları ellerinden alınan başörtülü öğrencilerdi. Bir nesli zayi eden o karanlık günler en büyük darbeyi ise kurduğu ikna odalarıyla vurdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğrencisi Fahriye Karaaslan, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Kadriye Alev ve Edebiyat Fakültesi Dokümantasyon ve Enformasyon Anabilim Dalı öğrencisi Nevin Öner Karakuş, ikna odalarına alınanlardan sadece birkaçı. Bu üç isim maruz kaldıkları psikolojik harbin detaylarını Yeni Şafak’a anlattı.

ÇYDD’Lİ PSİKOLOG BASKI YAPTI

Fahriye Karaaslan: 1998 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü kazandım. Avcılar Kampüsü’ne kayda gittik. Bir binanın giriş katına yönlendirildik. Görevliler başörtülü olanların ayrılmasını istedi. Bizleri bir odaya aldılar. Çıkan öğrencilerden bazıları ağlamaktan konuşamıyordu. Bir öğrenci “Başlarımızı açmamızı istiyorlar, kamera kaydı alıyorlar, başımızı açmadan, imza atmadan kayıt yapmıyorlar” dedi. 3 kişi içeri girdik. Biri hoca olduğunu öğrendiğimiz, diğeri de Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden (ÇYDD) bir psikolog olan iki kadın vardı.

ÖRTÜYLE NİNEME BENZİYORSUN

“Bu yaşta böyle bir karar verdiğinizi düşünmüyoruz. Kim sizin başınızı zorla kapattı? Aile baskısı mı?” gibi sorular sordular. “Dinimizin gereği örtündük” deyince psikolog “Ama böyle aynı ninelere benziyorsunuz, hiç güzel görünmüyorsunuz. Başınızı açıp formu imzalamazsanız kayıt yapmayız” dediler. Geçiştirmeye çalıştık. 1-2 ay okula gittik. Bir sabah kapıda özel seçilmiş polislerle karşılaştık. Akabinde protesto ve yürüyüşler. 2011’de çıkan aftan faydalandım, 2015’te mezun oldum. Yaşanmışlıklar ve yılların yorgunluğu sebebiyle KPSS’de gereken puanı alamıyoruz. Sesimizin duyulmasını, haklarımızın iadesini istiyoruz.

Nur Serter’in gözündeki kini unutamıyor

Kadriye Alev: İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı son sınıf öğrencisiydim. 1998-1999 öğretim yılının güz döneminde başlayan başörtüsü yasakları kendini ilk kayıt döneminde gösterdi. Kimlik onayı için bir oda ayrılmıştı. Fakat o odaya sadece başörtülü öğrenciler yönlendiriliyordu. Odadan gözyaşlarıyla çıkanlar, odadakilerle yüksek sesle tartışanlar… Odadaki birkaç kişi arasında Nur Serter de vardı. Takındığı güleryüzünün altındaki aşağılayıcı tavrı, gözlerindeki kini görmüştüm. Bana “çok güzel bir kız olduğumu, başımı kapatarak güzelliğimi örttüğümü” söyledi. Hayatımdaki belki de en kararlı duruşu sergilemiştim. Kendisine başımı açtırmak için çabalamamasını, kararımdan dönmeyeceğimi söyledim. “Ama kimlik alamayacaksın” dedi. Üzüntüm, öfkem birbirine karışmıştı. Hızlıca alanı terk ettim. Okula alınmadık. “Açıverseydin de son seneni bitirseydin, peruk takıp bitirseydin” gibi psikolojik baskılarla yıllarca uğraştım. Okuldan atıldığımızı ilan eden evrakın posta yoluyla eve geldiği anı ve annemin gözyaşlarını hala unutamam.

Benzer Yazımız  Öğretmen: Darp etmedim, kamera açısı tersten görüyor

FETÖ eylem direncini kırdı

Nevin Öner Karakuş: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dokümantasyon ve Enformasyon Bölümü’nü kazanmıştım. İlk 3 yıl sorun yaşamadım. 1998’de 4’üncü sınıfa kayda gittiğimde üniversiteye alınmadım. Bir form uzattılar. Başörtümü çıkararak devam edeceğime dair bir taahhüttü, imzalamadım. Çıkarken “Seni şöyle alalım” dediler. Tahtadan kesilmiş, kolu bile olmayan bir kapıdan içeri girdim. 2 sandalye ve bir ışık vardı. “Anne-babana yazık. Başını açıp okula gitmezsen yazık olur” dediler. İkna çabalarının boşuna olduğunu söyledim. O da ayetle hadisi birbirine karıştırarak “İlim Çin’de de olsa gidiniz diye bir ayet var” dedi. Ben kendimi 28 Şubat mağduru olarak görmüyorum. Hayatta bir duruş sergilemek gerekiyor, o gün onu yaptım. Sağlığım bozuldu, nezarethanede kaldım, eylemlerde coplandım. Bunların hepsi bir yana, o dönem Fetullah Gülen’in açıklamasından sonra ona inananlar eylemlere gelmemeye başladı. İlk kırılmayı onların yüzünden yaşadık.

Hayatını karartırız

1997-1998 eğitim-öğretim yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazanan Arzu Tatlı, başörtülü olduğu için üniversitenin ikinci döneminde kayıt yaptıramadı. İkna odalarına alınıp başörtüsünü açması için baskı uygulanan Tatlı, Almanya’ya giderek tıp fakültesi okudu. Türkiye’ye doktor olarak dönen Tatlı, o dönem ikna odalarında yaşadıklarını unutamadığını söyledi: İlk başta güzel konuşuyor, “Canım kızım, güzel kızım, çok akıllısın, çok güzel bir bölüm kazandın, gerekirse sana burs veririz. Seni kurtaracağız bu eziyetten, başörtünü aç, üniversiteye kaydını yapalım” diyorlardı. Başörtülü devam etmek istediğimde çok değiştiler. “Seni değil bu üniversitede, bu ülkede barındırmayacağız. Sana bu hayatı dar edeceğiz, bundan sonrası senin için karanlık” diye azarladılar.

Aybike Eroğlu

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.