24.04.2018 - Sağlık Personelinin Haber Portalı

Hasta Yakını Ağzından Güzel Bir Hikaye

Hasta Yakını Ağzından Güzel Bir Hikaye

Hasta Yakını Ağzından Güzel Bir Hikaye

BİN KİLOMETREDEN GELEN SICAK BİR ÇAY….

Sayın Yetkililer, Değerli Büyüklerim;
Tarih 12/05/2017 saat 23.30 suları Bursa’daki evimde oturdum sıcak çayımı yudumluyorum. Bir gün evvel Necip Fazıl Şehir Hastanesi Yörük Selim Ek Hizmet Binasına yatan anacığımı uyumadan arayıp duasını alayım dedim. Aradım henüz uyumamışlar. Anam 72, babam 80 yaşında. Az biraz hasbıhal edip anacığıma takıldım.

– Halin vaktin nasıl? Hastane nasıl? Duydum ki dâhiliye Dr. Ahmet bey sana iltimas geçmiş babamla kafayı dinleyesin diye müstakil oda vermiş rahatmışsın dedim. Anam öyle içten öyle güzel dua etti ki hem Dr. Ahmet beye, hem hemşirelere, hem de devletimize. Çok mutlu oldum. Allah onlardan razı olsun, rabbim devletimize milletimize zeval vermesin. Niye mi? Kıymetli büyüklerim. Ben otuz yıldır gurbetteyim. O, yaşlı insanlar, tek başlarına devletimizin şefkatli ellerinde, of bile demeyen bir anlayışla çok şükür gözümüz arakada değil.
Sonra anacığıma
– Bir sıkıntı isteğin var mı? Diye sordum.
– Oğul, baban çayı çok sever, iki gündür ne getiren var nede o beni bırakıp gidemiyor ki, adamcağız cana sine çayını içsin dedi. Aslında oralarda çay olmadığından değil.

İşte o dakika benim içtiğim çay bin kilometreden boğazıma durdu kalbime cız diye bir hüzün çöktü. Çok önemli değildi, kerameti bir tl ama, önemli olan parası değil ki, birbirinin dizinin dibinden 60 yıldır ayrılmayan iki aşığın birbirine olan sadakatiydi.
Telefonu kapattım ne yaparım, ne ederim derken aklıma hemen bir fikir geldi.
Hastaneyi aradım. Santralde gecenin o yarısı sağ olsun, çok ilgili bir santral memuresi annemin yattığı servisi söyledim hemşire deskini bağlattım. Telefon uzun uzun çaldı.
Son anda telefona tok bir, ama şefkatli ve de neşeli bir sesle hemşire ablam çıktı.

– Dâhiliye servisi buyurun dedi
– Ablam ben 202 numarada yatan Elife Buyruk’un oğluyum Bursa’dan arıyorum sizin hastanızmış dedim.
– Evet, Elife teyze burada, sağlığı çok iyi, hiç bir sıkıntı yok. Merak etmeyin diye önce içimi ferahlattı. Sonra ben ona şöyle dedim
– Ablam, benim senden bir istirhamım var. Babam çayı çok sever, bugün de fırsat bulup içememiş, anacığımda bu duruma çok üzülmüş, sizin çayınız eksik olmaz. Rica etsem, babacığıma bir bardak çay ikram etseniz dedim. Dedik ya şefkatli bir ses diye…


– Geç kaldın kardeş saat kaç oldu bu saate her yer kapalıdır bizimde çay bitti zaten dedi ama arkasından da hemen şunu ilave etti.

– Sen kafanı yorma, ben şimdi hemen yeni çay yapar amcama ikram ederim, size Bursa’dan oğlunuz çay ısmarladı derim dedi. Çok duygulandım rabbim iyiler yüzü suyu hürmetine bu memlekete zeval vermiyor dedim. İçimden çok duacı oldum teşekkür ettim ve gönül rahatlığıyla çayımı yudumladım.

Saat 23.45 civarı cepten babam arıyor. Ne oldu ki, henüz 15 -20 dakika önce görüştüm çünkü.
– Alo baba hayırdır!
– Hayır, oğlum hayır. Bir bardak sıcak çay içtim de aklım yenice başıma geldi, Allah ne muradın varsa versin, rabbim sana yokluk yüzü göstermesin, hemşire kızlarım şimdi taze çay yapmışlar senin selamınla getirdiler, sen bizi çok mutlu ettin Allah’ta seni mutlu etisin yavrum, ta oradan nerden aklına geldi kuzum. Dedi

Aslında o dualar benim nezdimde Allah katında kime biliyor musunuz sayın büyüklerim. Evvela o güler yüzlü hizmeti veren hemşirenin helal süt emziren anasına, ecdadına, sonra oradaki bütün sıralı personele, en sonun dada yüce Türk devletine ve milletinedir.
Ulu ecdadımız, Şeyh Edebali, atam Osmangazi bana şöyle der.

– Ey oğul insanı yaşat ki devlet yaşasın

Kıymetli büyüklerim bu mektubu şuan gecenin saat 03.30 nda size yazarken şunu düşündüm. Ben, ne mesleğine sevdalı Dr. Ahmet beye, ne ismini dahi bilmediğim servis hemşiresine, ne santralde bana ısrarla yardımcı olan memureye, nede sıralı büyüklere bir maaş ikramiye veya ödül veremem. Ama sizin nezdinizde iki yaşlı insanı, üstelik de anneler gününe saatler kala bir tl’lik sıcak bir çayla gecenin yarısında bin kilometrelerden sanki evladı getirmiş gibi mutlu eden bu güzide insanlara şükranlarımı borç bilirim.
Kıymetli büyüklerim; devleti uzaklarda Ankara’da ya da büyük makamlarda armaya ne hacet. İşte, bu gece devlet, bu hastane ve oradaki personeldi. Bakan göz önemlidir. Biz devletimizin, bunun gibi nice üstün hizmetini görmezden gelemediğimiz gibi, görmek istemeyenlere de Allah hidayet versin diyelim
Allah, bu yüce devlete ve millete, kıyamete kadar zeval vermesin. Sürçülisan ettiysem, yüce gönlünüze ve hoşgörünüze sığınırım
Ayrıca, Kahramanmaraş’ın, kahraman bir evladı olarak, memleketimle bir kez daha gurur duydum.

En kalbi duygularımla, saygılarımı arz ederim.

Özkan BUYRUK – Hasta Yakını



BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ