16.10.2018 - Sağlık Personelinin Haber Portalı

Doktor ve Sağlık Personeli Hatalarını Onam Kurtarır mı?

Doktor ve Sağlık Personeli Hatalarını Onam Kurtarır mı?

Doktor ve Sağlık Personeli Hatalarını Onam Kurtarır mı?

Doktor, tıbbi müdahaleden önce, hastanın rızasını almalıdır!

Doktor, hastalığa ilişkin tüm bilgileri, tedavinin tüm aşamalarını anlayacağı bir şekilde hastasına anlatmalı; tedavi sonrasında oluşabilecek tüm ihtimalleri hastaya açıklamalıdır. Yüzeysel açıklamalar üzerine verilen bir rıza, hukuken “aydınlatılmış onam” sayılmaz.

Hastanın tıbbi müdahale/yapılacak ameliyat hakkında aydınlatılması ve ayrıntılı bir şekilde bilgilendirilmesi gerekir!

Alınacak bu rızayla birlikte, tıbbın tüm gerek ve kuralları uygulanarak yapılan tıbbi müdahale hukuka uygun hale gelecektir.Sağlık personeli dikkat etmeli

Bu husus, Türkiye’nin 4 Nisan 1997 tarihinde imzalamış olduğu Sağlık Hukukunun ulusalüstü standartlarını belirleyen önemli sözleşmelerden biri olan İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi’nin muvafakat bölümünün 5.maddesinde ifade edilmektedir: “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir”.

Bu nedenle; hastasını aydınlatmayan doktorun uyguladığı tedavi sonucu ortaya çıkan komplikasyondan doktor sorumlu tutulabilir!

Yargıtay, komplikasyon nedeniyle açılan davalarda “doğabilecek komplikasyonlara karşı hastanın bilgilendirilip bilgilendirilmediğini” mutlaka araştırmaktadır. Doktor komplikasyon konusunda hastasını bilgilendirmediyse, hastalık ve tedavinin niteliğine göre, doktorun sorumluluğu ortaya çıkabilir. Ameliyatlar öncesi hastalara imzalatılan evraklar aydınlatılmış onam içindir. Ancak önde gelen özel hastanelerde dahi kullanılan aydınlatılmış onam evraklarının çok fazla teknik terim içermektedir; küçük puntolarla yazılmış olmaları nedeniyle anlaşılarak okunmasının zor olduğu görülmektedir. Hastanın anlayabileceği dilden uzak olan teknik terimlerle dolu küçük puntolu evrakların hastayı aydınlatmadığı açıktır. Bu kağıtların altında hastanın imzası olsa da hastayı bilgilendirdiklerini söylemek zordur. Diğer yandan bir yanılgıya düşmemek gerekir, aydınlatılmış onam için hastaya imzalatılan evraklar, ameliyat hatası veya yanlış ameliyat nedeniyle doktorun sorumluluğunu kaldırmaz. Habersaglikcilar Aydınlatılmış onam evrağı sadece komplikasyon halinde doktora karşı açılacak tazminat davasında doktorun sorumluluğunu ortadan kaldırabilir.


Hastalık, uygulanan tedavi, oluşan komplikasyonun niteliği doğru bir şekilde değerlendirilerek tazminat davası açılıp açılmayacağı değerlendirilmeli ve bu değerlendirme sonucunda tazminat davası açılması karar verildiği takdirde, uzman avukat ve doktorların incelemesiyle tazminat davasında talep edilecek maddi ve manevi zararın miktarı belirlenmelidir.

Klinik uygulamalarda hata iddiasıyla hekimlere karşı açılan tazminat davalarının sayısı her geçen gün artıyor. Tıp hukukun gelişmesiyle birlikte aydınlatılmış onam gibi kavramlar daha da önem kazanıyor.   Doktorları karşılarına çıkabilecek cezai davalardan koruyan ve hastaların tedavi için kendi kararlarını verebilmeleri sağlayan bu kavram,  büyüyen bir tehlike olabilir mi?

‘’Hastalar durumları ve tedavi riskleri hakkında bilgilendirilmek istiyor’’

Oxford Üniversitesi Yayınları yazarlarından James F Childress’ın ‘’Journal of Medical Ethics’’ dergisinde yayımlanan ‘’Sağlık Hizmetlerinde Paternalizme Kim Karar Vermeli? ‘’ başlıklı makalesine göre, hastalar durumları ve tedavi riskleri hakkında bilgilendirilmeyi, ancak zor kararlarda kendi düşüncelerinin de alınmasını istiyor.

Hastaların dini ve kültürel tereddütleri, kişisel korkuları ve bilgi yetersizlikleri nedeniyle tedaviyi reddedebildiklerine değinen Childress, bu durumun ötenazi, kürtaj, taşıyıcı annelik, çocuk ve akıl sağlığı yerinde olmayan hastalarda tartışmalara neden olduğunu belirtiyor.

İnsan hayatının yüceliği ve bireylerin kararları arasında bir değerlendirme yapılması gerektiğinin altını çizen Childress,  “Malpraktis başlığı altında yoğunlaşan sigortaların ve cezai yaptırımların ağır şartları hekimlerin klinik uygulamalarda endişelenmesi ve her işlem için aydınlatılmış onam formu imzalatmalarına sebep oluyor. Bu algı kırılmadıkça, hasta-hekim arasındaki ilişki iyileştirilmediği sürece hastanın kararı mı, doktorun korunması mı, insan hayatının önemi mi karmaşası devam edecek gibi görünüyor.’’ ifadelerini kullanılıyor.

‘’Sağlık profesyonellerinin teşhis ve tedavide ahlaki bir bağ oluşturuyor’’

Western Michigan Üniversitesi’nden Hannah Webb’in, Batı düşünce sistemi çerçevesinde gelişen modern tıbbın dini uygulamalar ve kültürel inançlarla nasıl çatışabileceğini ele aldığı ‘’Tıpta Kültürel Çatışma: Paternalizm ve Hasta Kararı Arasındaki Etik Tartışma’’ başlıklı çalışmasında, bilim ile gelenek arasında meydana gelen çatışma sonucunda doktorlar, hemşireler ve diğer sağlık profesyonellerinin  teşhis ve tedavi görevlerini yerine getirmek için ahlaki bir bağ oluşturduğunu söylüyor.

Araştırmada; Amerika, Uzakdoğu ve Avrupa’da kullanılan tıbbi tedavi yöntemlerini karşılaştıran, hastanın hayatının kurtarılması için ideal kararın hastaya mı yoksa yetkili kişiler mi bırakılması gerektiğini ele alan Webb, sağlıkta yasal gereklilikler, bireysel özerklik ve etik davranışlar arasında bir denge kurulması gerekiyor.

 



BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ