20.04.2018 - Sağlık Personelinin Haber Portalı

Çalışma Bakanı İlk Defa Sağlık Çalışanlarına Yıpranma Payı Verilecek Dedi

Çalışma Bakanı İlk Defa Sağlık Çalışanlarına Yıpranma Payı Verilecek Dedi

Çalışma Bakanı İlk Defa Sağlık Çalışanlarına Yıpranma Payı Verilecek Dedi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, sağlık çalışanlarının yıpranma payı talebine ilişkin Sağlık Bakanlığının taraflarla istişare içinde olduğunu bildiğini belirterek, “Cumhurbaşkanımızın ağzından çıkan söz bir kere çıkar ve gereği her zaman yerine getirilmiştir. Bu anlamda yıpranmayla ilgili konunun da gereği yerine getirilecektir.” dedi.

Sarıeroğlu, bir otelde düzenlenen Örgütsel Temsil ve Yönetimin Temelleri ile Kadınların Statüsündeki Değişim Eğitim Projesi’nin sertifika törenine katıldı.

Törende konuşan Sarıeroğlu, sendikal hayatta, meslek örgütlerinde siyasette ve her alanda kadın konusunda yıllardır artan bir farkındalık olduğunu belirterek, yönetimde kadın temsili konusunda da büyük adımlar atılması gerektiğini söyledi.

Bakanlık görevine ilk geldiğinde kamu görevlileri toplu sözleşme sürecini yaşadıklarını anımsatan Sarıeroğlu, kadınlarla ilgili konularda dahi toplu sözleşme masasında hiç kadın olmamasını eleştirdi.

Sarıeroğlu, yönetim kademesinde ve toplu sözleşme müzakere masasında kadın olmamasının çok büyük bir eksiklik olduğuna işaret ederek, her kurumda olduğu gibi kamuda da aynı sıkıntıyı kendisinin de yaşadığını, kadın çalışma arkadaşı arayışı içerisinde bulunduğunu dile getirdi. Sarıeroğlu, “İnşallah kısa zaman içerisinde biz de yönetim kademesinde daha fazla kadın arkadaşımızla habersaglikcilar omuz omuza çalışmak için adımlarımızı atacağız.” ifadesini kullandı.

Kamuda yüzde 39 oranında kadın çalışan olduğuna dikkati çeken Sarıeroğlu, yönetim kademesinde kadın sayısı artarsa, onların ihtiyaç ve beklentileri konusunda daha pratik bir şekilde ilerlenebileceğini aktardı.

– “Kadın güçlü olursa Türkiye güçlü olur”

Bakan Sarıeroğlu, kadınlara ilişkin çok ciddi yasal düzenlemeler yaptıklarını anlatarak, bunların olumlu etkilerini de gördüklerini vurguladı.

Kadınların iş gücüne geçme oranında yüzde 34’ü geçtiklerini aktaran Sarıeroğlu, bu artış oranının, 2023 yılındaki yüzde 41’lik hedefe ulaşılacağının bir göstergesi olduğunu bildirdi.

“Kadın güçlü olursa biz, Türkiye’nin güçlü olacağına inanıyoruz” sözlerine yer veren Sarıeroğlu, kadınların kalkınmaya katılımının daha fazla olması durumunda, Türkiye’nin ileriye doğru yürüyüşünün de daha güçlü olacağını aktardı.

Kamu görevlileri toplu sözleşme düzenine geçilmesi gibi hayal olan konuları gerçekleştirdiklerini de vurgulayan Sarıeroğlu, bu süreçte Sağlık-Sen’in ciddi kazanımlar elde ettiğine dikkati çekti.

– SUT’ta reform çalışması

Bu kazanımları hatırlatan Sarıeroğlu, şöyle devam etti:

“Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile ilgili biz Çalışma Bakanlığı olarak belki de bir reform olarak önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak ama yaklaşık bir aydır çok ciddi bir çalışma içerisindeyiz. İnşallah Sağlık Bakanlığımız, diğer bakanlıklarımızla birlikte çok uzun yıllardır hem sağlıktaki hizmetlerle, hizmet sağlayıcılarla alakalı olarak hem de bu hizmetlerden faydalanan vatandaşlarımız açısından çok daha iyi yerlere getirmemize katkı sağlayacak bu değişikliği sağlarsak, bu süreçte benim açımdan da gelecekte çok iyi şekilde hatırlayacağım bir süreç olmuş olacak. Allah inşallah bu değişikliği yapmayı da nasip eder.”

– Kadınların iki konu arasında sıkışmasını istemiyoruz

Toplu sözleşme görüşmelerinde “kreş” konusunun da gündeme geldiğini hatırlatan Sarıeroğlu, çalışmanın da analığın da bir hak olduğunu, kadınların bu iki konu arasında sıkışmasını istemediklerini bildirdi.


Anne olan kadın çalışanlara ilişkin yapılan düzenlemeleri hatırlatan Sarıeroğlu, “Bundan sonraki süreçte hem kamu görevlisi kadınların hem de özel sektördeki işçi kadınlar açısından çocuk bakım hizmetlerinin daha ulaşılabilir, daha kaliteli, daha yaygın hale gelmesi için çalışmalarımızı hızlı bir biçimde gerçekleştireceğiz.” dedi.

Toplu sözleşmeye bu konuda bir hüküm eklediklerini belirten Sarıeoğlu, bakanlık bünyesinde sadece Türkiye İş Kurumunda (İŞKUR) kreş olmadığını bunun da yakın zamanda hizmete geçeceğini söyledi. Sarıeroğlu, “Bunun diğer kamu kurum ve kuruluşlarımıza örmek olması, yaygınlaşması için de Bakanlar Kurulumuz başta olmak üzere her yerde gerekli şeyler söyleyeceğimizden emin olabilirsiniz.” değerlendirmesini yaptı.

Kadın konusu olduğu zaman siyaset üstü bir mesele olarak değerlendirdiklerini de kaydeden Sarıeroğlu, önümüzdeki dönemde kadınlarla ilgili atılacak adımları kadınlarla konuşarak hayata geçirmek konusunda kararlı olduklarını da vurguladı.

Kadın istihdamıyla ilgili bir genelge ile oluşturulan Kadın İstihdamı İzleme Kurulunun da daha aktif hale gelmesi için bir yönetmelik değişikliği gerçekleştireceklerini belirten Sarıeroğlu, bu kurulun daha işlevsel, aktif ve politika üreten mutfak halinde çalışmalarını sürdürmesini önemsediğini aktardı.

Sarıeroğlu, “Önümüzdeki döneme ilişkin çalışma hayatının her alanında, çiftçilerimiz, emeklilerimiz, esnaf, işverenlerimizle ilgili çok güçlü bir istihdam paketi hazırladık. 2018’de inşallah istihdam bağlamında ben çok güçlü etkileri olacağına gönülden inanıyorum, saha çalışmaları da gerçekleştireceğiz. Tüm kesimlerle alakalı konular şu an masamızdadır. Her konuyla alakalı da çalışmalarımızı yapıyoruz.” diye konuştu.

Sarıeroğlu, çok sıkıntılı bir muhalefet anlayışı bulunduğunu ifade ederek, “Bu süreçler içerisinde biz AK Parti iktidarı olarak, kabinemizle başbakanımızla cumhurbaşkanımız liderliğinde var gücümüzle gece gündüz tüm ekiplerimizle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Sağlık çalışanlarına yıpranma payı verilmesine ilişkin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık ve Sağlık Bakanı Ahmet Demircan’ın bazı açıklamaları olduğunu anımsatan Sarıeroğlu, Sağlık Sen Genel Başkanı Metin Memiş’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuda söz verdiğine ilişkin açıklamalarını değerlendirdi.

Sarıeroğlu, şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanımızın ağzından çıkan söz bir kere çıkar ve gereği her zaman yerine getirilmiştir. Bu anlamda yıpranmayla ilgili konunun da gereği yerine getirilecektir. Sağlık Bakanlığımızın bu konularla ilgili taraflarla istişare içinde olduğunu biliyorum. İnşallah kısa süre içerisinde de nihayete erdirilir çalışmalar ve sağlık emekçilerimizin bekledikleri bu müjde Sağlık Bakanımız, Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız tarafından inşallah dile getirilir diye umut ediyorum. İyi niyetli bir bakışımız var. Sağlık Bakanımız da öyle. Sağlık emekçilerini çok önemsiyor. Konuşmalarında da her zaman vurgusu ilk önce ‘kendi çalışma arkadaşlarım’ diye başlayan bir bakanımız var.”

Bakan Sarıeroğlu, sağlık çalışanlarına yönelik bütün konuların takipçisi olacaklarını da sözlerine ekledi.

Memur-Sen Genel Başkanvekili ve Sağlık- Sen Genel Başkanı Metin Memiş de kadınların sendikada temsilde yer almasını arzu ettikleri için bu konuda kadınlar komisyonunu kurduklarını anlattı.

Sağlıktaki istihdam politikalarında artık yeterli sayıda sağlık çalışanı istihdam edilerek, bu sorunun ortadan kaldırılması, sağlık hizmetlerinin daha kaliteli verilmesi ve çalışanların iş yükünün azaltılması konularında destek isteyen Memiş, şöyle konuştu:

“Sağlık çalışanlarının yıpranma payıyla alakalı verilen 4 yıllık söz var. Bununla alakalı biz sendika olarak sadece konuşmuyoruz, çalışmalarımız var. Yıpranma payı nasıl verilebilir, ne şekilde olabiliri alternatifli bir şekilde çalıştık. Lütfen Cumhurbaşkanımızın iki defa ‘Artık bunu yapın’ talimatı vermesi üzerine sonuçlanmayan yıpranma payı noktasında masanın etrafında bütün paydaşlar oturalım ve inşallah yıpranma payının artık yılan hikayesi olmaktan çıkarıp sağlık çalışanlarına bu müjdeyi yakın zamanda hep beraber verelim.”

“Tarih sizi taşeronlara kadro veren bakan olarak yazacak” ifadesini kullanan Memiş, Sarıeroğlu’nun bütün sözleşmelilere kadro veren bakan olarak tarihe geçmesini istediğini dile getirdi.

Konuşmaların ardından Bakan Sarıeroğlu’na hediye takdim edildi.

Sarıeoğlu, daha sonra Ankara’da 3 günlük eğitim sürecinden geçen 100 sağlık ve sosyal hizmet çalışanı kadına sertifikalarını takdim ederek, hatıra fotoğrafı çektirdi.
AA



BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. hemşire dedi ki:

    15 yıldır ak parti iktidarında askere kaç defa,hakim savcılara

    kaçdefa,öğretmenlere,emniyete kaç defa zam yapıldı özlük haklarında nice

    iyleştirmeler yapıldı biz yardımcı sağlık çalışanlarına gelince zınnık

    yok nedir bu düşmanlık anlamış değiliz oy potansiyelinin çoğu saglıkta

    yapılan iyileştimelerden sağlıkta memnuniyetten alan bu hükümet saglıkta

    dönüşümün temel taşı olan saglık çalışanlarını neden hiç düşünmüyor bu

    adalet midir hak mıdır.kamu çalışanlar arasında en düşük maaşı alan

    bizleriz bunun yanında en çok sorumluluğu olan bizleriz herseyin başı

    saglıktır saglıksızkimse bir iş yapamaz bizler tedavi eden şifa dağıtan

    elleriz (hemşire,ebe,saglık memurları)

    bizler

    yazıyla materyallaerle çalışmıyoruz insan odaklı can odaklı çalışıyoruz

    ıfak bir hata yapınca cana,yada sakat kalır tedavi uzar malolur bunu

    herkes bilir.diğer kurumlarda evraklar uğraş şöfor ol memur daha iyi hiç

    bir sorumluğun yok. bunun bir önemi olmalıdır.ve bizler devlete

    milyonlarca para kazandırıyoruz bir hastane aylık 5 milyon kaznıyorsa

    bunun yarısını devlete hazineye gidiyor diğer kurumlarda böyle birsey

    varmıdır yoktur hepsi cepten devletten alıyor bizler kazandığımız halde

    para alamıyoruz.devletin bizlere zam yapmasınada gerek yok

    kazandığımızdan biraz verse yeter.sendika ne yapar bakanlık ne yapar

    ağırlığını koyacak sesimizi duyuracak hakkımızı savunacak kimseler

    yoktur biz saglık çalışanlarıdan başka .YUKARILAR CUMHUR BAŞKANLIPI

    OLSUN,BAŞBAKANLIK OLSUN AKİM OLSUN,SAGLIK BAKANIMIZ OLSUN SORUNLARIMIZ

    ULAŞTIRILMIYOR HERSEY TOZPEMPE BİLİNİYOR YANİ HABERDAR DEĞİLLLER ÇÜNKÜ

    BİLGİ AKTARIMI YOK KİMİLERİNCE SAGLIK PERSONELİ ÇOK MUTLU

    GÖSTERİLİNİYOR.ASIL YUKARILARA YAZMAK ULAŞMAK LAZIM. Hemşire,sağlıkçı

    parçası mıydım yani?

    Birçok bebek dünyaya geldiklerinde ilk nefeslerini benim kucağımda aldı. Yine de bir hemşire parçasıyım.

    Ölmek üzere olan birçok hastanın son vakitlerini iyi geçirmeleri için

    başlarında bekleyip sohbet ettim. Yine de bir hemşire parçasıyım.

    Çocuğunu kaybeden aileleri teselli etmek için onlara sarıldım. Yine de bir hemşire,saglıkçı parçasıyım.

    Acilde birçok hastaya kalp masajı yaparak hayata döndürdüm. Yine de bir hemşire parçasıyım.

    Doktorların her işini yapıyorum. Onların eli, gözü, kulağıyım. Ancak yine de bir hemşire parçasıyım.

    Yeni doğduğunda karaciğerleri gelişmemiş olup düzgünce nefes alamayan

    bebeklerin sorununu anlayabiliyorum. Yine de bir hemşire parçasıyım.

    İşe yeni başlayan hemşirelere ve stajyerlere işi öğretiyorum. Yine de bir hemşire parçasıyım.

    Hastaları kurtarabilmek için Noel?i, çocuklarımın doğum gününü, okul aktivitelerini kaçırıyorum. Yine de bir hemşire parçasıyım.

    Kan alabiliyorum ve kişinin kolunu delik deşik etmeden yapıyorum bunu. Yine de bir hemşire parçasıyım.

    Kalbi duran bebeklere yaptığım acil müdahalelerle bebekleri hayata döndürebiliyorum. Yine de bir hemşire parçasıyım.

    Çocuğunuzun

    yaşaması için verilmesi gereken adrenalin ve amiodoron dozajını

    biliyorum. Yine de bir hemşire parçasıyım.yoğun bakımda bir hemşireyim

    bir saglıkçıyım sabaha kadar monitordan gözümü ayırmam, bir ameliyatda

    doktorla beraber 5 ,6 saat ayakta ameliyatta bulunurum.vb ,vb ,vb

    İnsanların hayatını kurtarabilecek ölçüde bilgi ve tecrübeye sahibim.

    Eğer sadece bir hemşire,saglıkçı parçasıysam, bununla gurur duyuyorum!?

    Hemşirelerin,saglık memurlarının yaptıkları zor ve yararlı işler hakkında insanları bilinçlendirmek yaymak için paylaşın

    Sağlık bakanlığından ayrılmak istiyorum

    yeter artık hiçbir kıymetin yok başka kurumda olsan..

    artik çlişanlar arasinda da bi̇r fark bi̇r ayrim olmali ömrü boyunca

    memuri̇yeti̇ buyunca bi̇r i̇şi̇ yapanla ,ne kadar servi̇s bi̇ri̇m varsa çalişan

    her servi̇si̇n hastaliği tedavi̇si̇ni̇ yapan aci̇l,yoğun bakimlar,vb kisaca

    ki̇m daha veri̇m li̇ ki̇m hastayla i̇lgi̇li̇ i̇se onun bi̇r farki olmali

    di̇ğerleri̇nden hemşi̇re ni̇n saglik memurunun di̇ğer çalişanlardan tabi̇

    üstün olmali bi̇r farki olmalı.

    .ben

    saglik memuruyum ben hemşi̇reyi̇m .saglik doktorsuz ,saglik memurusuz

    ,hemşi̇resi̇z olamaz bizler tedavi edenleriz şifa veren elleriz.

    Ben hayat kurtardım be! Hayat!

    Sırtımda hasta taşıdım

    Elimde aşı çantası kapı kapı gezdim

    Ailesinin bakmayıp kapının önüne attığı ana Babaları yeri geldi evimde misafir ettim!

    Hastane çıkışında yakınlarını almaya gelmediler, arabamla 40 km uzaktaki evine götürdüm bir Başıma!

    ilacı içen Hasta yüzüme kustu diye 3 kez göz ameliyatı oldum!

    Ameliyatlı gözümle gidip su deposu denetledim dağ Bayır demeden

    112 de çalıştım! Hekimsiz! Bir Başıma kaldığım günler oldu!

    Bir ayda 20 tane 24 lük nöbet tutulur mu? Ben tuttum! Fazla mesai ücreti almadan!

    Kaç Kişiyi döndürdüm hayata

    Gece Yarısı kapıma dayanıp aman diyene koştum!

    Yeri geldi kalacak yeri- parası olmayan hasta Yakınlarıyla maaşımı

    paylaştım! Bir madde bağımlısı adam pompalı tüfeğiyle kapıma dayandı!

    Yinede genelleme yapmadım herkes böyle diye….

    Fakat

    reçetesiz bir enjeksiyon yapmadım diye karalandım! Şikayet

    edildim!

    SİZLER GİBİ SICAK ODALARDA HEP HASTANELERDE GÖREV YAPMADIM HEP

    SAHADAYDIM TERÖR SALDIRILARINDA,,DEPREMDE,SELDE,AFET OLAYLARINDA BİREBİR

    HASTAYLA HASTA YAKINLARIYLA İLGİLENDİM .CANI SIKILAN AMİRLER CE

    MOBİNGE MARUZ KALDIM O SERVİSTEN BU SERVİSE SÜRGÜN EDİLDİM SİZLER GİBİ

    BEN LAB TEK BEN RÖNT TEK BEN ŞU TEK BENİM GÖREVİM DEĞİL BEN BİLMEM

    DİYEMEDİM HEMŞİRESİSN YA SAGLIK MEMURUSUN YA HER İŞİ HER ŞEYİ BİLECEN

    YANİ SİZ LERLE ELBET FARKIMIZ OLACAK BİZLER SAĞLIĞIN HERŞEYİYİZ SİZLER

    GİBİ SADECE BİR İŞ YAPMAYIZ.

    BAKANLIK,SAHİP ÇIKMAYAN SENDİKA.yaklaşık 40 yıldır özlük haklarında

    hiçbir iyileştirme yapılmayan tek kurum çalışanları

    Can güvenliğimiz yok,

    Erken emekliliğimiz yok,

    Şiddete maruz kalıyoruz,

    Bayramlarda ailelerimizle olamıyoruz,

    Nöbet tutuyoruz geceleri çocuklarımızla uyku uyuyamıyoruz,

    Askerlikten muafiyetimiz yok,

    Asker evimiz, polis evimiz, öğretmenevimiz yok,

    Hiçbir yerde hiçbir mekânda sağlıkçıya indirim, kampanya yok,

    Dolmuşlara ne polis gibi bedava ne öğretmen gibi indirimli binemiyoruz

    En çok iş yükü olan hemşirelerin saglık memurlarının döner sermaye çarpanı

    0,40 iken diyetisyen,eczacı aynıyat saymanı 0,70 ile çarpılıyor bu

    adaletsizliğin giderilmesi lazımdır.Siz serviste yatarken yeri

    geldiğinde altınızı alan,

    Sürgüyü tutan,

    Akmayan o ?mübarek serumu? akıtan,

    Biz doktorların türlü tafralarına maruz kalan,

    ?Hayırsız çocuklarınız? hastaneye gelmediğinde sizi avutan,

    Gün aşırı nöbetlerle,

    Gün ışığını unutan,

    O cefakâr ve vefakâr insanlardan bahsediyorum.

    Bilmeyenler için söyleyim:

    Onların,

    Erkeğine de,

    Kadınına da ?Hemşire? denir?

    Aldıkları ücretler yaptıkları işin yanında hiçbir şeydir!

    Tüm dünyanın el üstünde tuttuğu bu meslek sahipleri,

    Nedense bizde hep ötelenir?

    Sayıları çok az,

    İş yükleri çok fazla olan,

    Her boşlukta ne yazık ki ?tıkaç? olarak kullanılan;

    Bu gerçek sağlık neferlerine biraz olsun nefes aldırmak gerekir?

    Hemşirelikte reform şart,

    Hemşirelikte iş tanımı şart,

    Evdeki hasta çocuğu yerine,

    Servisteki onlarca hasta çocukla ilgilenen,

    Bu beyaz meleklere,

    Hak ettikleri gelirin verilmesi ise,

    Gerçekten şart!

    sağlığın

    temel taşı olan ,hastanelerin amelesi, en çok çalışanı, en çok

    yıprananı olan saglık memurları toplum saglığı tek, hemşierlerin ve ebelerin diğer sağlık

    çalışanlarından.( lab tek,röntgen tek,odyemetri tek,aneztezi

    tek,patoloji tek,diyetisyen ,sosyal çalışmacı,psikolog,kısacası tüm

    sağlık teknisyenleri ve çalışanları) ayrı tutulup ona göre maaşlarında

    ve özlük haklarında iyileştirmeler yapılmalıdır

    .hastalarla

    ,doktorlarla,hasta yakınlarıyla,idareyle ,hastanenin sorunlarıyla

    uğraşan hemşireler ve sağlık memurlarıdır

    .bir laboratuarda en az 30,40

    kişi olur makine başında 3 er kişi çalışır herseyi makıne yapar tek

    işleri tüpü makıneye koymaktır ve bilgisayara girmektir. hiçbir

    hastayla hiçbir doktorla hiçbir hasta yakınlarıyla muhatap olmadan

    kapalı kapılar ardında çalışırlar idare kontrol etmese işe gelip

    gittikleri bile belli olmaz, yıpranmazlar keyif içinde böyle rahat

    çalışnla bir hemşire bir tutulmamalı sadece kayıt giren bir işi teşorana

    vermeli, özelleştirilmedir çoğu hastane özele vermiştir.

    bir röntgen

    bölümünde en az 20,30 kişi çalışır mesai saatinde kişi başı sadece ya 5

    flim çekimi düşer yada 10 bununla bereber başka birseyler yapmazlar özel

    olan tomografi olsun, mr ünitesi olsun gece gündüz çalışır hemde bu işi

    3,4 kişi yürütür.bu kişilere başka bir iş yaptırmaya çalışsan başka

    bir görevde görevlendirsen bu benim işim değil bu işi ben bilmem bu iş

    benim görev ve çalışma sorumluluğumda değil değil çalışmazlar başka

    rahat bir yer olursada idarede olsun geri hizmet olnca ben bilmem benim

    görevim değil demezler.

    ancak sağlık memuru olsun hemşire olsun her

    türlü işi verir yapmayınca savunma isterler her türlü işe

    görevlendirirler kapıcı ,düz memur,hizmetli sekreter ne görevi olursa

    verirler ve çalışırlar.diğer teknisyenleri hiç konuşmıyorum bile

    yorulmadan mesailerini yaparlar

    .hemşireye saglık memuruna doktoru ayrı

    kızar, hastası ayrı kızar, hasta yakanı ayrı döver insanlarla yüzgöz

    olan hem bunlardır ençok yıpranan yorulandır ..ancak herkes aynı maaşı

    alır bence özelleleştirilmelidir tüm birimler ,artık bir fark olmalı

    yada çok çalışanla yıprananla bir tutulmamalıdır işyoğunluğuna göre

    döner ve maaş verilmelidir.şimdi arkadaşlar kızacaklar ancak gerçek olan

    budur artık bir fark olmalı çalışnla çalışmayanın bir farkı olmalıdır.

    zaten iş yerindede ayrıdır kimse laboratuarda ne oluyor bilmez kapıları

    kapalıdır ,bu tür örnekleri sizlerde çoğalta bilirsiniz.avrupada sağlık

    çalışanları arasında en çok maaşı hemşire ve sağlık memuru alıyor

    çünkü iş yükü çok fazla ve temel esas hastayla birebir

    ilgilenmedir

    .Ayrıca

    her türlü doğal afetlerde, kazalarda,törer saldırılarında,aşılamalarda,

    kısaca sahada bu personel görev yapar hep saglık memuru ve hemşireler

    vardır.

    bu yazıyı ve düşüncelerimi c

    başkanlığına,başbakanlığa,bakanlığımıza,tkhk akim e,sbn gönderecem

    .artık yeter 20 yıldır sağlıkta dönüşüm de en çok payı olan bizleriz en

    çok çalışanı yıprananı ama ne özlük haklarımızda nede iş haklarımızda

    hiçbir iyileştirme yapılmadı.bu ülkede tüm kurumlara iyileştirme yapıldı

    öğretmenler,polisler,hakimler,askerler vb maalaesef bizlere hiçbirsey

    yok.20 yıldır büyük bir çaba ile efor ile canla başla çalışıyoruz.artık

    kende sağlık çalışanlarımız arasında da bir fark olmalı sağlık doktorsuz

    hemşiresiz sağlık memursuz,ebesiz olmaz olamaz .siz meslektaşlarımda bu

    konuda emek verip sesimizi duyuralım hani nerde hemşire si sağlık

    memuru su ebe si bu kadar mıyız.idareciler kıymetini bilmez bu nasıl

    iştir.

    Performans dedik ama aslında uygulamada sadece hekimlerin

    performansını ölçen bir uygulama bu. Hastanedeki hekimler muayene

    ettikleri hasta sayısına ve ameliyat sayılarına oranla Döner Sermaye

    ücreti alırken Hekim harici diğer çalışanlar Ebe, Hemşire Sağlık Memuru,

    Röntgen Teknisyeni, Memur, Hizmetli azda çalışsalar çokta çalışsalar

    ünvanlarına verilen katsayı oranında döner sermaye ücreti almaktalar.

    Örneğin ayda 1000 poliklinik yapan bir güğüs hastalıkları uzmanı ayda

    700 poliklinik yapan bir başka güğüs hastalıkları uzmanı doktordan

    poliklinik sayısına oranla fazla döner sermaye ücreti alırken, farklı

    birimlerde görevli hemşirelerden, günde 40 hastaya bakan, tedavisini ve

    takibini yapanla günde 15 hasta ile ilgilenen hemşire maalesef aynı

    sabit katsayı olan (0,40) oranında yani aynı döner sermaye ücreti

    almakta. hekimlerde sabit gelirinin bile çok üzerinde miktarlarda ek

    ödeme dağıtıldığından, kıyasıya rekabet, adaletsizlikler ve dolayısıyla

    da huzursuzluk baş göstermeye başlamıştır. hekimler diğer hekimlerin,

    hemşireler hekimlerin, yardımcı hizmetler kadrosunda çalışanlar

    hemşirelerin cebine bakar hale gelmiştir.

    Döner sermaye ek ödemesi hiç adil değil. Doktorların kendi

    aralarındaki dağılım adil değil. Tabip dışı personel zaten sabitten

    başka alamıyor, alsa da çok yetersiz. Tüm sağlık personeli ciddi

    haksızlığa uğruyor. Hekimlerin döner sermayeden aldıkları payla diğer

    sağlık çalışanlarının aldıkları pay arasında uçurum var. Sağlık

    Bakanlığının bu konuda yeni bir düzenleme yapması gerekmektedir. Bariz

    ek ödeme farkları personellerin çalışma azmini düşürdüğü gibi çalışma

    barışını da bozmaktadır.

    Döner sermayenin bir işletmenin belli bir dönemde elde ettiği kar

    olduğunu ve bunun çalışanlar arasında adil bir biçimde dağıtılması

    gerekmektedir, Hekim dışı sağlık personelinin Sağlık bakanlığından Döner

    sermaye gelirinden maximum pay alabilmelerine yönelik gerekli

    düzenlemelerin yapılmalıdır.Hekim dışı sağlık personelinin yıllardır

    performansa dayalı döner sermaye uygulamasıyla haklarının yendiğini,

    sistemin tamamen doktorların adil olmayan bir oranla daha fazla döner

  2. Neslihan dedi ki:

    Ne yıpranma payıymış arkadaş yıllardır veremediler gitti

BİR YORUM YAZ