14.12.2017 - Sağlık Personelinin Haber Portalı

Sağlık Çalışanlarına Müjde Yolda

Sağlık Çalışanlarına Müjde Yolda

Sağlık Çalışanlarına Müjde Yolda

Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, “Kadınların doğurganlıklarının durmasını bırakın bir yana, azalması bile insanlığın geleceği açısından hayati bir sorundur. Nüfusu artmayan milletlerin geleceğinden bahsedilemez.” dedi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Etlik Zübeyde Hanım Sağlık Uygulama Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen, “Uluslararası Katılımlı Doğum Eyleminde Kanıt Temelli Yaklaşımlar Sempozyumu”, Demircan’ın yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım’ın eşi Semiha Yıldırım ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl’ün katılımıyla yapıldı.

Sağlık Bakanı Demircan sempozyumda yaptığı konuşmada anneliğin, kadınların en ulvi ve asla ihmal edilemeyecek görevi olduğunu vurgulayarak, “Kadınların doğurganlıklarının durmasını bırakın bir yana, azalması bile insanlığın geleceği açısından hayati bir sorundur. Nüfusu artmayan milletlerin geleceğinden bahsedilemez.” dedi.

Geleceğe güvenle bakabilmek için, önce yeterli nüfus artış hızını temin etmek, sonra da çocukları en iyi şekilde geleceğe hazırlamak gerektiğini ifade eden Demircan, 2016 verilerine göre nüfus artış hızının binde 13,6 olarak gerçekleştiğini hatırlattı.

“Nüfusu artırmak için 3 çocuk şart”

“AK Parti hükümetleri, nüfus ve aile planlaması politikalarını bir kenara bırakmıştır” diyen Bakan Demircan, Sağlık Bakanlığının da bu konunun üzerine hassasiyetle eğildiğini belirtti. Nüfusu artırmak için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dile getirdiği gibi üç çocuğun şart olduğunu vurgulayan Demircan, nüfus artışının gelecek meselesi olduğuna ve söylemde kalmaması gerektiğine işaret etti.

Demircan, OECD ülkelerinde yüzde 26,4 olan sezaryenle doğum oranının Türkiye’de yüksek olmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, “Kamu hastanelerinde yüzde 37,5 olan bu oranın özel hastanelerde yüzde 70,5’e çıkması aslında önemli bir nedenle ilgili bize fikir vermektedir. Yine primer sezaryende Bakanlık hastanelerinde oran yüzde 15’in altında iken, bu oran üniversite hastanelerinde yüzde 34’e, özel hastanelerde yüzde 38’e çıkıyor.” dedi.

Primer sezaryen oranlarını yüzde 10’un altına çekmek için üniversiteler ve özel hastanelerle çalışılması gerektiğini kaydeden Demircan, bunda kararlı olduklarını vurguladı.

“Temel hedef doğum aşamasına kadar güvenli hizmet”

Sağlık Bakanı Demircan, anne ölüm oranının yüz binde 14,7, bebek ölüm oranının da binde 7,3’e gerilediğini belirterek, hastanede doğum oranının ise yüzde 99’a yükseldiğini bildirdi.

Riskli gebelerin takibiyle ilgili çok ciddi çalışmalar yürüttüklerini anlatan Demircan, bununla ilgilenen perinatoloji merkezlerinin sayısını artırdıklarını, aile hekimliğine geçiş, gebe takip sistemi, gebe okulu, anne oteli, bebek ve anne dostu hastane konseptlerinin hayata geçirildiğini söyledi.

Suda doğum ünitesi…


Temel hedeflerinin kadınların, anneliğe karar verdiği andan doğum aşamasına kadar her an erişebileceği, güven duyduğu bir hizmetle korumak olduğunu ifade eden Demircan, şunları kaydetti:

“Her anne adayımız sağlıklı bir gebelik süreci geçirerek, normal doğumla bebeğini kucağına alabilsin istiyoruz. Bu alandaki kanıtlanmış yenilikleri uygulamak ve her alanda yaygınlaştırarak bütün annelerimiz için erişilebilir kılmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Aile hekimlerimiz, kadın doğum uzmanlarımız, ebelerimiz, fizyoterapistlerimiz, psikologlarımız anne adaylarımızın hizmetinde. Doğum öncesi gebelik eğitimleriyle, doğum korkularını yenme amaçlı terapilerle, anne adaylarımızın her zaman yanındayız. Sezaryenle mücadele ve normal doğumu teşvikte özellikle Sağlık Bakanlığı hastanelerimizdeki yenilikçi gayretleri takdir ediyorum. Bugün burada hizmete girecek olan suda doğum ünitesini de anne adaylarımıza gösterilen özenin bir göstergesi olarak görüyorum.”

Demircan, anne adaylarına “Normal doğum fizyolojik bir olaydır. En iyi doğum, kendiliğinden başlayan ve mümkün olan en az müdahale ile gerçekleşen doğumdur. Unutmayalım ki bu mucizevi olayın kahramanı sizsiniz. Sağlık çalışanları sadece doğumun doğasına uygun şekilde gerçekleşmesine refakat ediyor. Bir sorun olduğunda, tıbbi bir zorunluluk haline geldiğinde elbette sezaryen önemli bir alternatiftir. Ancak alternatif bir doğum yöntemi, tercihi değildir. Gerekmedikçe hiç kimse anestezi alıp vücudunda geniş bir yarık açılmasını istemez. Her anne adayımızın normal doğum hakkını en iyi koşullarda kullanabilmesi için, sunduğumuz hizmetleri sürekli gözden geçiriyor ve her türlü tedbiri alıyoruz.” sözleriyle seslendi.

Üreme sağlığını koruma ve nüfusun sağlıklı gelişimi için siyasal ve toplumsal duyarlılığı geliştirmeye ihtiyaç olduğunu vurgulayan Demircan, medyadan sağlık haberlerinin daha olumlu bir dille yansıtılması konusunda destek istedi.

Sağlık çalışanlarına müjde

Bakan Demircan konuşmasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile sağlık alanında yapılacak düzenlemelere ilişkin görüştüklerini yakında sağlık çalışanlarına müjdelerinin olacağını söyledi.

Habersaglikcilar olarak sağlık çalışanlarına müjdenin yıpranma payı olduğunu düşünüyoruz..
“Sağlıkta dönüşümün mimarı Cumhurbaşkanı Erdoğan”

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Erdöl de Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Sağlık Bilimlerine bağlı marka ve referans hastanelerden birisi olduğunu söyledi.

2002-2017 yıllarına bakıldığında Türkiye’nin sağlıkta dönüşümde neleri başardığını görebilmenin mümkün olduğunu belirten Erdöl, sağlığın altyapısında, yönetiminde ve politikalarında köklü değişikliklerin yapıldığı dile getirdi.

Sağlıkta dönüşümün asıl mimarının Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunun altını çizen Erdöl, eşi Emine Erdoğan’ın da sağlığa büyük katkılar sunduğunu ifade etti.

Erdöl, Türkiye’de sağlıkta dönüşümün çok kolay olmadığını da vurgulayarak, “Hem sağlığı hem de sosyal güvenliği birlikte başarabilen çok nadir ülke vardır. Bunu ABD, Fransa yapamadı. ‘Sosyal güvenlik sistemlerini bizimki gibi nasıl yapabiliriz’ diye gayret içerisindeler. Biz bunu Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başarmış bir ülkeyiz. Gelinen noktada hiçbir anne adayı hastaneye ulaşmak için dert içinde değildir.” dedi.

Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yöneticisi Doç. Dr. Özlem Moraloğlu Tekin de konuşmasında anne adaylarının normal doğuma yönlendirilmesi için yaptıkları düzenlemeleri anlattı.



BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. dr dedi ki:

    yahu bu uzmanlık takıntınız nedir eskiden memurun yaptığı işi şimdi uzman adı altında bin ton para ve makam vererek yaptırıyorsunuz sanki bana maliyede gelir uzmanı arkadaşlar sınava girip kazanmışlar.dün nöbet tuttuğum adam sabaha uzman olarak atanıyor olacak işmi dir.bu zamana kadar ne yaptılar yahu.bir de hastane otelciligi müdürlüğü var gereksiz sadece oturan bir makam nedir yahu zaten hastanenin bir müdürü var yapılan işleri o yapıyor otelcilik müdürlere bu zamana elle tutulur ne yapmışlar hastanelerinde bir söyleyin.hepsi kaldırılsın milletin parasını boşa dagıtmayın

  2. dr dedi ki:

    hastanelerde çalışacak kimse kalmadı torpili olan siyasi,bürakrat, doktor eşleri,bürakrat eşleri,sendika ağalarının yakınları genel sekreterliklere,diş hast kısaca masa başı yerlere kaçtılar ya uzman olarak ya masa başı olarak nerde rahat yer var oralara akın ettiler hastanelerde doktor eşleri ,torpilli kişilerde en rahat yerlere geçtiler ,bunlarısayılara vurursak en az 50,60 kişi ekarte oldu ,düşünsenize bir lab tek teknisyeni diş hastanesinde ne arar ne iş yapar kadrosu bile yok pdc de bu nasıl iştir tayin alıp gidebiliyor,birrönt tek ilçe sağlık müd gidebiliyor röntgen makinesi mi var,vb vb bu tür örnekleri çoğaltabiliriz.nice hemşire genel sekreterliklere uzman adı altında geçiş yaptılar ve geri sözleşmesi bitince hastaneye dönüyür ancak bu kişiler ne serviste ne bağlı oıldugu birimde çalıştırılmıyor yok neymiş eskiden müdürmüş uzmanmış sorumluymuş artık zor yerlerde çalışamazmış diyerekten en olmaz yerlerde masa başlarında çalışıyorlar.sendika ya yakın kişilerde aynı şekilde en rahat yerlerde çalışıyorlar böyle oluncada hastanelerde iş yükü en gariban kim varsa personelin üstüne biniyor BU HASTENELRDE KİM ÇALIŞACAK ARKADAŞLAR BU İŞLERİ HEP TORPİLİ OLAMAYAN KİŞİLER Mİ YAPACAKLAR.Neymiş doktor eşi serviste çalışamaz neymiş idarecinin akrabası serfviste çalışamaz mış böyle birsey olur mu yahu.bu kişileri sayıya vurunca en az 100 kişiyi buluyor,ve bunlar üstünede döner sermayeden %10,15 ödül adı altında fazladan ödeme yapılıyor.yeni sistemde otelcilik müd olsun ,sağlık hizmetleri müdürü olsun yardımcıları olsun sözleşmesi bitince yine en rahat yerlerde çalışyorlar neymiş müdürlük yapmış bunu türkiye geneline vurunca her 2 senede bir yüzlerce kişi geri hizmette dönüyor iş yapmıyor anlıyacağınız aynı şekilde adı uzman olan sağlık personelleride aynı şekilde yapıyorlar eee bu hastenelerde kim çalışacak böyle olursa neden kimse itiraz etmez bu konuyu sendikaya değilde direk bakan başbakana cumhurbaşkanına yazmak gerekir,yeter artık personelolmadığından iş yükü öyle artıkı artık ev yüzü göremez olduk eve gidince elimiz ayağımız tutmuyor oldu.buna bir çözüm yolu bulunmalı artık nedir bu adaletsizlik

BİR YORUM YAZ